Anasayfa >

Yeni Projeler >

Şehre Ve Doğaya Uyumlu Yatay Binalar Yapmak En Önemli İnsanlık Görevidir

Şehre Ve Doğaya Uyumlu Yatay Binalar Yapmak En Önemli İnsanlık Görevidir

24 Ekim 2017 Salı, 16:47:52
 Şehre Ve Doğaya Uyumlu Yatay Binalar Yapmak En Önemli İnsanlık Görevidir
Hayata geçirdikleri yatay yapılar ve kentsel dönüşüm projeleri ile dikkat çeken Ram Gayrimenkul Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Turfanda, İstanbul’da çevresiyle uyumsuz, insani boyutlardan uzak, yüksek vahşi yapılaşmadan yakınarak, “bu şehirde kent dokusunu yeşili çevreyi doğal güzelliği bozanlar insanlık suçu işliyor ve Mimar Sinan’ın da kemiklerini sızlatıyor ” dedi…

RÖPORTAJ: Şengül KIRMIZITAŞ
Etiler, Fenerbahçe, Nişantaşı gibi İstanbul’un müstesna ve merkezi lokasyonlarında MaaNaa markasıyla hayata geçirdikleri yatay konseptli kentsel dönüşüm projeleri ile dikkat çeken Ram Gayrimenkul Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Turfanda ile bir araya geldik.

Turfanda, İstanbul’da  kentsel dönüşüm kapsamında yapılan estetikten yoksun çevresiyle uyumsuz vahşi yapılaşmadan yakınarak, "Bu şehir ve insanlık için yapılabilecek en büyük iyilik, sürdürülebilir, ekolojik, yeşil, çevre dostu ve doğayla uyumlu yatay yapılar yapmaktır" dedi.

İşte tüm detayları ile o röportaj;

Satıştaki projelerinizden bahseder misiniz?
Satışta olan 4 tane projemiz var. Bunlardan biri Anadolu Yakası’nda Fenerbahçe Ordu Evi’ ile Dalyan kulübün köşe noktasında, Mart 2018 de teslim edilecek. MaaNaa 19 projemiz. Bu lebi derya deniz manzaralı projemizde satışlar bitmek üzere; sadece 2 tane 4+1 dubleks dairemiz kaldı. Fiyatları ise 1 milyon 400 bin dolar mertebesinde. Diğeri, MaaNaa 5 projemiz, ruhsatımızı aldık ve kazmayı vurduk başladık. Caddede Erenköy Divan Pub’ın yanında. Halen satışta 6 adet 150 metrekare 3+1 dairelerimiz ve deniz manzaralı çatı dublekslerimiz var; fiyatlar 2 milyon 350 bin TL’den başlıyor. Etiler Tepecik yoluna ve Nispetiye caddesi arasında a-b-c-d bloklarda toplam 60 daireli MaaNaa 49 sitesi projemiz bitti teslim edildi; orada son 2 çatı dubleks dairemiz kaldı. Yine aynı lokasyonda MaaNaa 47 istiridye projemize başlıyoruz, burada da çok güzel bahçe dairelerimiz ve loft çatı dubleksleri mevcut.

Yeni projeleriniz var mı?
Etiler MaaNaa 49 projemizin hemen yanında birini ödüllü mimarımız Cem Sorguç ve diğerini Türkiye’nin en köklü mimari bürosu olan Tekeli - Sisa bürosunun çizdiği iki yeni yatay yapılaşan projemizi daha başlatıyoruz. Kasım’da ruhsatları alınmış ve 2019 da teslim edilmiş olacak. Bu projelerimiz a-b-c bloklu 38 daireli MaaNaa 47 İstiridye ve a-b-c-d bloklu 52 daireli MaaNaa 30 Su mühendisleri. Etiler’in en güzel lokasyonunda bütün mahalleyi de güzelleştirecek iki elit proje olacak. Burada m2 fiyatlar 17.000 TL/m2’lerden başlayacak. Projelerimizde 1+1 den 3+1 e özel bahçeli dairelerden 2+1 den 5+1e kadar loft çatı dubleksi dairelere kadar çok çeşitli planlarda daireler bulunmakta.

HEDEFİMİZ 5 YILDA MAANAA’YI DÜNYAYA TAŞIMAK
Projelerinizin tamamı dönüşüm kapsamında yapılmış özgün ve butik projeler. Ram Gayrimenkulü dönüşüm projelerinin dışında da görebilecek miyiz?
MaaNaa markasını önce ülkemize sonrada tüm dünyaya tanıtmak istiyoruz. Avrupa Ülkesinin önemli şehirleri eski tarihi binalardan dolayı oldukça yeni konut açığı var. Zamanında sosyal konut olarak yapılmış ve şehrin merkezinde kalmış eski binalar orada da mevcut ve yenilenmek zorunda. Kentsel dönüşüm artık Amerika’da dahi önemseniyor ve yer yer başladı. Avrupa’nın Nüfusu yaşlı, nüfus artışı az ancak boşanma oranı yüksek. Alım gücü yüksek ama yaşı ilerlemiş insanlar artık şehir dışında büyük malikanelerde yalnız yaşamak istemiyor ekonomik de değil bunun yerine şehirde 1+1 ve 2+1 yeni evlere taşınmak istiyorlar. Bununla ilgili çalışmalarımızı ön fizibilitelerimizi geçen yıl yaptık. 5 yıl içinde MaaNaa markasını önce Avrupa’ya sonra da Amerika ve İngiltere’ye taşımayı hedefliyoruz.  

BEYOĞLU’NDA 100 YILLIK TARİHİ BİNA REZİDANS OLACAK
Geçen yıllarda Beyoğlu’nda tarihi bir binayı satın aldık. Yunan Konsolosluğunun ve tarihi Galatasaray hamamının hemen yanında. Burada da MaaNaa markalı butik bir rezidans projesi ile yapacağız. Önümüzdeki yıl inşallah hayata geçmiş olur.100 yıl önce yaşanmış bu tarihi binayı Restore ederek ve güçlendirerek yeniden yaşanacak hale getireceğiz. Bu bizim için bir yönden de önemli bir sosyal sorumluluk görevi,  Beyoğlu gibi eski İstanbul ve  Galata da tarihi birçok Bina şu anda bakımsız su almış ve son derece kendi kaderine terkedilmiş durumdalar. Keşke Bu binaları da yenileyerek yeniden yaşanabilir hale dönüştürebilsek şehrimize turizmimize ve ekonomimize kazandırabilsek.

SON 1-1,5 YILDIR TÜRK LÜKS KONUT YATIRIMCISI ALIMLARINI YURT DIŞINA KAYDIRDI.
Üst gelir grubuna hitap eden projeler üretiyorsunuz. Lüks konutta satış sıkıntısı olduğu konuşuluyor. Katılıyor musunuz?
2 milyon TL’nin üzerinde satılan konutlarda 1 yıldan beri durgunluk var biz Nişantaşı, Etiler, Caddebostan’da ağırlıklı olarak projeler üreten bir grubuz. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından lüks konut alıcısının yurt dışına kaydığı doğrudur. Özellikle Portekiz’den tutun da Yunanistan’a kadar Avrupa’nın birçok ülkesinde oturma müsaadesi ve vatandaşlık niyetiyle konut alma rakamları on binleri aşmış yüzbinleri bulmuş durumda. Onların yerine de Ortadoğu ülkelerinden o ülkelerin kalburüstü insanları ve yatırımcıları gelip Türkiye’nin farklı yerlerinde yatırım yapıyorlar daire alıyor. Böyle bir değişim var oldu. Ama biz bu değişimi uzun vadeli ve sürdürülebilir görmüyoruz. Önümüzdeki iki üç yıl içinde yurt dışına kayan yatırımların çoğunun yavaş yavaş İstanbul’a geri döneceğini düşünüyoruz. Ortadoğu’dan Türkiye’ye talep her zaman olmuştur. Olacaktır da. Bu talebin de yavaş yavaş nitelikli lüks konuta doğru kayacağını düşünüyorum. Bazı Araplar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak ve ülkemizde yaşamak istiyorlar. 1 milyon dolarlık konut yatırımı yaptıklarında vatandaşlık kazanıyorlar. Yurt dışından konut yatırımı yapmayı düşünenlere tavsiyem, Dünyada bir tane İstanbul var, mutlaka yatırımlarını ülkelerinde yapsınlar. Bu günleri ekonomimizin yara almadan atlatması için hepimiz yatırımlarımızı yurt dışına değil Türkiye’ye yapmalıyız vatanseverlik bunu gerektirir. Ülkemize gelen Yabancılara da üst standartta ve kaliteli konutlar üreterek onların yatırımlarını ülkemize yapmalarını sağlamalıyız. Bu ülkenin kurtuluşu üretimdedir.

KONUT FİYATLARI KADEMELİ OLARAK YÜZDE 50’E KADAR ARTACAK
Şu anda konut yatırımı yapılabilecek en doğru zaman. Çünkü konut fiyatları maliyetlerinin altına düşmüş durumda. Bu fiyatlar önümüzdeki iki yıl içerisin de kademeli olarak yüzde 50’lere kadar yükselecektir. Moskova’da, Londra’da landmark lokasyonlarda metrekaresi 5 bin doların altında gayrimenkul edinemezsiniz. İstanbul Londra, Moskova üçgenindeki en önemli yaşam merkezidir. Doğudan Batıya Dünyaya açılan kapıdır. Napolyon’un dediği gibi “Dünya bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olurdu”. Onun için İstanbul’a yatırım hiçbir zaman kaybettirmez.

KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİNDEN 15 YIL VERGİ ALINMAMALI
Birçok müteahhit sizin gibi İstanbul’daki konut fiyatlarının dünya metropollerine kıyasla çok ucuz olduğunu savunuyor. Fakat bu kıyaslama yapılırken insanların gelir düzeyleri göz ardı edilmiyor mu sizce?
Çok şükür Türkiye’de her gelir düzeyine uygun konut üretilebiliyor. Ancak uzun yıllardan beri tecrübemizle gördüğümüz; bankaların kredi faizleri çok yüksek olması konut satışlarını olumsuz etkiliyor, faizlerin Avrupa’daki banka standartlarına çekilmesi lazım. Mortgage’i getirdiğiniz zaman bunu destekleyecek finansal modelleri de ortaya koymalısınız aksi durumda yükün tamamı devlete ve müteahhite biner. Türkiye’de müteahhitler arsa bulmakta zorlanıyor, Milli emlak’ın, Arsa ofisinin toki’nin ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın tarıma uygun olmayan arsaları bulup konut açığının kapatılması için üretmesi gerekiyor. O zaman 100 metrekare bir konut her kesime uygun alınabilir satılabilir. Kredi faizlerinin de maksimum 0,30’larda olması sağlanabilir ise hiç kimsenin korkusu kalmadan sürdürülebilir bir konut politikası ile konut açığını kapatmış oluruz. Burada en önemli husus nitelikli ve çevre dostu konut üretebilmek. Yılda 500 bin konut üretmek zorundayız. Sadece Kentsel dönüşüm ile bu kadar konut üretmek mümkün değil. Dolayısıyla önümüzde yarın her an olabilecek bir deprem riski var. Toplamda 7,5 milyon riskli binamız var, yılda 500 bin bina ürettiğinizde bu riskin tamamen kalkması için 15 yıl zamana ihtiyaç var. Mutlaka ve mutlaka devletin ve tüm vatandaşların seferber olup buna katkı sağlaması lazım. Şu anda kentsel dönüşüm projelerinden 15 yıl KDV muafiyeti uygulanması sektörün önünü açacak ve konut fiyatlarını da düşürecektir. 80 milyonluk ülkemizde en az 40 milyona yakın genç nüfuz var bu sayı daha da artacak. Planlarımızı bu artışa göre yapmak zorundayız. Yabancı yatırımcılar da Türkiye’ye sürekli yatırım yapacaktır. Konut fiyatları belli bölgelerde yükseklik gösterse de arsa arzının olmadığı ve yüksek inşaat maliyetlerinden dolayı hala çok düşük olduğunu düşünüyorum. Vatandaşlarımız için Şu anda konut almanın bizce en uygun zamanı.


Türkiye’deki kentsel dönüşüm işleyişini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Henüz bu işin %20’lerinde yani başındayız. Kentsel Dönüşüm maalesef çok ağır ilerliyor. Hem kat maliklerinin isteksizliği hem de kentsel dönüşüm yasasının uygulanması süreçleri bu işin önünü kesiyor. Mutlaka kentsel dönüşümün önemini anlatan reklam filmleri ve toplantılar yapılması lazım. İnsanların can güvenliğinin 1. öncelik olarak ele alınması ve yenilenen binaların enerji tasarruflu, çevreye ve doğaya saygılı olarak yapıldığının belgelenerek anlatılması şarttır. ülkemize ne kadar büyük istihdam sağladığı ve ekonomik anlamda refah için büyük katkı sağlayacağının bilinmesi lazım. Sadece kat maliklerinin değil müteahhidin, belediyelerin ve tüm toplumun bilinçlendirilmesi lazım. Yılda 500 bin konut ihtiyacımız var. Biz bunun 300 binini bile üretemiyoruz.7,5 milyon riskli binanın 15 yıl içinde dönüşeceğini varsayarsak 300 milyar TL’lik bir değerin de ekonomimize kazandırılması mümkün.

Yüksek yapılara bakışınız nasıl?
İstanbul 150-200 yıldan bu yana yatay yapılaşma ile çok güzel planlanmış bir şehir iken son 50 yıldan beri aşırı göç nedeniyle çok doğru bir eksende gelişmiyor ve planlı büyüyemiyor. Yüksek yapılarda yaşamak insanın doğasına uygun olmadığından insanları strese sokuyor, hava kirliliğine ve yoğun bir trafikten karmaşık bir kent yaşamına sebep oluyor. Biz bu nedenlerle projelerimizi yatay mimariyle yapmaya özen gösteriyoruz. Yatay yapılaşmanın ülkede ve tüm İstanbul’da benimsenmesi yüksek binaların sadece şehir merkezinde ofis amaçlı kullanılması huzurlu bir kent ve mutlu birçok kentli için kaçınılmazdır.

KENTSEL DÖNÜŞÜM STK’LARIN DA İÇİNDE OLDUĞU BİR FEDERASYON YÖNETİMİ OLUŞTURULMALI
Yatay mimari İstanbul geneline yayılsın istiyoruz dediniz ama arsa üretmenin büyük bir sıkıntı olduğu İstanbul’da bu mümkün mü ki sizce?
Kesinlikle mümkün. Parsellerin birleştirilmesi ve bu parsellere ek avantajlar sağlanması ile mümkün. Bunun için Önce Üniversitelerin, Belediyelerin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ve Mimarlar odasının velhasıl konuyla alakalı kim varsa bu disiplinlerin bir araya gelip metropolitan kent konseyi bilinci içinde hatta bir federasyon yönetimi anlayışı ile çalışması lazım. Bunun başına aklıselim, ortak akılı yönetebilecek vizyoner bir mimarın yerleştirilmesi gerekiyor. Sonra yatay yapılaşmaya uygun alanlarda her bölge için özel bir maket çalışması lazım. Belediyelerin, Hollanda, Almanya ve Fransa’daki gibi binaları renklerine kadar onaylayıp kontrol ediyor olması lazım. Eğer bu ülke bunu başarabilirse hiç kimse Avrupayı Amerikayı aramaz.

FİKİRTEPE MAĞDUR
Mesela bu şans fikirtepede yakalanabilirdi, yüksek emsal verilen bu bölgede maalesef yüzlerce yüksek bina yapıldı. Böylece hem bölgedeki değer düşürüldü hem de kentsel dönüşüme olumsuz bir imaj yüklendi. Buna müsaade edilmemeli idi. Herkes bir tane İstanbul olduğunu unutmamalı. Bizler Mimar Sinan’ın torunlarıyız. Mimaride kentsel dönüşümde yapılacak en büyük yanlış, çevreyi, havayı, suyu ve popülasyonu kirleten, sürdürülebilir bir çevre anlayışından yoksun ve doğayı katleden vahşi yapılaşmadır. İyiyi doğruyu güzeli bilip dünyadaki örneklerine bakıp kendimize Lübnan da ki Beyrut ta ki soliderenin yaptığı gibi en başarılı dönüşüm projelerini örnek almalıyız. Eğer Fikirtepede 66 parsele uygun yarışma projeli bir maket yapılarak bölgeye değer veren çevreye duyarlı yapılar yapabilse idik bütün dünya bizi örnek alabilir ve oradaki satış fiyatları belki iki üç katına çıkardı ve bu vahşi yapı yoğunluğuna hiç gerek kalmazdı…


SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ
DİĞER HABERLER