Hayal Etmek İnanmak ve Başarmak
21 Şubat 2018 Çarşamba, 11:48

Hangi işi yaparsanız yapın, hayal ettiğiniz kadar büyük düşünebilirsiniz. İnandığınız kadar çalışabilir, çalıştığınız kadar da başarabilirsiniz. Türkiye’yi dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biri olarak görmek için bu hedefin hayalini kurmalıyız. Başaracağımıza inanmalıyız ve bu inançla da çalışmalıyız.

Konutder olarak Türkiye’nin enerjisine ve geleceğine inanıyoruz. Türkiye ekonomisinin lokomotifi gayrimenkul sektörü olarak bu farkındalık ve sorumluluk içerisinde hareket ediyoruz.  Sektörümüzün geldiği noktayı iyi analiz etmek için çaba sarf ediyoruz. Gelecek öngörülerimizi  doğru yapabilmek için ortak akıldan  yararlanmalı, dijitalleşme, yapay zeka, endüstri 4.0 gibi kavramların dünyamızı nasıl şekillendireceğini iyi okumalıyız.

1 milyon 409 bin konut satışıyla gayrimenkul sektörümüz 2017 yılını yüzde 5.1’lik büyüme ile başarılı şekilde kapattı.  İlerlediğimiz konu başlıkları oldu. Hükümetin getirdiği düzenlemelerle yabancıya satışlar bir önceki yıla göre artarak %22’nin üzerinde bir artışla 22.234 konuta ulaştı. Sektörün Eximbank imkanlarından faydalanmasının önü açıldığı takdirde yabancıya satışların 10 milyar dolara ulaşabileceği öngörülüyor. Ancak bu başarılarla yetinmeyerek uzun vadeli, yenilikçi ve sürdürülebilir  modeller üzerinde çalışmalıyız.
Özellikle kentsel dönüşümde ustalık dönemine geçecek kadar kendimizi geliştirdik. Deprem fay hatları üzerinde güvenle yaşayabilmek için sadece binaları değil şehirleri dönüştürmemiz gerektiği gerçeğinde ülke olarak buluştuk. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın getirdiği uygulamalarla önümüzdeki dönemde kentsel dönüşüm süreçleri, daha hızlı ve sorunsuz çözülecek. Sadece bina ya da ada bazlı değil daha büyük alanların dönüşümlerini yapma imkanı bulacağız. Şehirlere yeni ve modern semtler inşa etmemiz ve toplamda yıllık 500 bin konutun dönüşümünü planlamamız gerekiyor. Bu hareketliliğe evlilik ve boşanmaların oluşturduğu talebin de eklenmesiyle gayrimenkul sektöründe 20 yıl daha canlılık sürecektir.

Diğer yandan ise konut maliyetlerindeki yüzde 22’lik artışı sektörümüz fiyatlara yansıtmıyor.  Kredi faizlerindeki artışlar ipotekli satışları etkilese de alternatif finansman modellerinin 2018’de devreye alınmasıyla faizlerin yüzde 1 seviyesine düşmesini bekliyoruz.
Gayrimenkul sertifikaları sayesinde daha geniş kesimler sektörün değer artışından yararlanabilecek. Sektör de daha düşük maliyetli kaynak elde etmiş olacak. Gayrimenkul sertifikalarının ihracı borsa üzerinden olacağı için yurt dışı yatırım fonlarını da çekecek. Bireysel emeklilik fonları da reel üretime doğrudan katkıda bulunacak. Buna yabancıya satışların katkısı da eklenecek.

Her zaman söylüyoruz; gayrimenkul sektörü Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörü diye. Bu itici gücün sürdürülebilir olabilmesi için firmalarımız daha kurumsal hale gelmeli, daha fazla finansal piyasalara hakim olmalı, yerli ve yabancı yatırımcılarla sadece satış değil projelerin başından itibaren ortaklıklar kurabilen potansiyele sahip olmalı. Gayrimenkul markalarımız, uluslararası yatırım network’ünün içerisinde kendini sürekli geliştiren vizyon ve profesyonelliğe sahip olmalı. Pek çok markamızın kendini böyle bir geleceğe hazırladığını memnuniyetle görüyoruz. Bu gelişme ivmesiyle 2018 ve sonrasında gayrimenkul sektöründe marka değeriyle ayrışan firmalarımızın ön planda olacağını söyleyebiliriz. Konut üretiminin kısa vadeli kar beklentisiyle yapılamayacak uzun koşulu bir maraton olduğu bütün sektör temsilcilerince idrak edilmelidir. Daha uzun vadeli planlamalar yapılmalıdır. Konutder olarak gayrimenkul sektörümüzün gelişimini sağlamak, önünü açmak ve öncü olmak için canla başla çalışıyoruz. Türkiye’nin enerjisine güveniyoruz. Bu azimle çalışmaya devam diyoruz.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YENİ PROJELER