Tüketicinin Alım Gücüne Uygun Projeler Geliştirilmeli

Türkiye, artık eskisi gibi sadece kendi içerisindeki dinamiklerle hareket eden bir ekonomi değil, global bir ekonomidir. Global ekonominin içerisinde var olabilmek için tüm dünyadaki ekonomilere yakından bakarak pozisyon almak gerekir. Global ekonomilerin farklı dinamikleri olsa da genel ekonomi dinamikleri güven, itibar ve ticaretin genel prensipleriyle hareket eder. Bunun için güven, istikrar ve inanç bütünlüğü sağlamak gerekir. Bu koşullar sağlanıp genel ekonomi bu temel üzerine oturtulduğunda sektörel derinliğe inilebilir. Ülkenin imajının ve algısının yükseliyor olması ise yeni bir ekonomik hikaye yazıldığında da sektörlerde mutlaka bir canlılık olacağını gösterir. Bu durum gayrimenkul sektörüne de yansır.  

Gayrimenkul sektörü son 10 yıldır Türkiye’nin en çok büyüme gösteren başarılı bir sektörüdür. Gayrimenkul sektöründe nüfus artışından kaynaklı her yıl 600 bin yeni konut ihtiyacı oluşmaktadır. Her yıl 600 bin konut üreterek büyüyen bu sektör son 10 yılını hep zirvede geçirdi. Fakat bugün geldiğimiz noktada yeni trendlerin oluşumuna, ezberlerin değişmesine ihtiyaç olduğu görülüyor.  

Türkiye’de yıllık ihtiyaç duyulan konutun çok üzerinde bir üretim sağlanıyor. Minimum 600 bin konut üretilmesi gerekirken 900 bin konut inşaat için ruhsatlandırılabiliyor. Yılda 500-550 bin sıfır konut satılırken, ikinci elle birlikte toplam 1 milyon 200 bin konut satışı gerçekleşiyor. Burada çok ciddi bir pazar var ancak ihtiyacın üzerindeki konut üretimine, arazi stokunun azalmasına ve rekabetin artmasına rağmen fiyatlar sürekli yükseliyor. Bu durumun devam etmesi ise ileride sektörü sıkıntıya düşürebilir.

Piyasayı iyi analiz etmeyen, ne olursa olsun yaparım-satarım diyen, piyasanın dinamiklerini takip etmeyen veya yanlış kararlar veren üreticilerin konutlarının rekabet ortamında satılamaması halinde borçlarını ödeyemeyen konut projeleri ortaya çıkabiliyor. Bunun için Türkiye’de 15 Temmuz itibari ile yaşanan yeni dönüşümlere ticaret içerisindeki tüm sektörlerde olduğu gibi gayrimenkul sektöründe de yapılacak yenilikler ve geliştirmelerle ayak uydurmak gerekir.

Bununla ilgili ilk olarak sektör oyuncularının yapabileceği şeyler var. Mesela bugünün ve geleceğin trendlerinin doğru analiz edilerek doğacak ihtiyaçlara göre projeler geliştirmek gerekir. Yapılacak projenin maliyeti ile müşterinin ödeyeceği bedel arasındaki mukayeseyi iyi analiz etmek ve tüketiciye uygun projeler geliştirmek gerekir.

Sektör oyuncularının yanı sıra kamunun da yapması gereken şeyler var. Öncelikle kamunun sektörleri şeffaflaştıracak bir yapıya dönüşmesi gerekir. Sektörlerin kazandığı bedellerin karlılığını hesaplamak yerine, sektörlerin önlerini açacak bir vizyonla hareket etmelidir.

Türkiye’de özellikle yıl boyunca üretilen 900 bin konutla, ihtiyaç olan 600 bin konut arasındaki 300 bin adet konutun ihracatının yapılması gerekir. Stok fazlası mutlaka ihraç edilmelidir. Bunun içinse yabancı yatırımcıların Türkiye’de gayrimenkul almaya ve yaşamaya özendirilmesi gerekir. Yabancı yatırımcıyı çekebilmek için de güvenli bir ortam hazırlanması, hukuki alt yapının düzenlenmesi ve en az 5-10 yıl içerisinde yatırım yapılan mevzuatların değiştirilmesi gerekir. Yabancılar gayrimenkul sektörüne çekilebilirse hem sektörün büyümesi ve gelişmesi sağlanır hem de eksik olan sermaye birikimi sağlanır. Gayrimenkule yabancı yatırımcı sayısı 2016 yılında bir miktar azalmıştı ancak yabancı yatırımcıyı teşvik için vatandaşlık verilmesi ve 2017 itibari ile de KDV’den muaf olması uygulamaya konulmasının yabancı yatırımcıyı hareketlendireceği öngörülmektedir.
Türkiye tarafından uygulanan bu teşvikleri uluslararası her ortamda anlatarak Türkiye’nin yabancı yatırımcılar için cazibe merkezi olduğunu vurgulamak gerekiyor. Bu hamleler Türk inşaat sektörüne yurt dışından daha çok talep oluşturacaktır.

Türkiye, son 7-8 yıldır 10 bin dolarlık milli gelirin üzerine çıkamıyor bu durum da Türkiye’nin orta gelir tuzağına takıldığını gösteriyor. Ülke olarak orta gelir tuzağından çıkmak için geniş vizyonlu yeni işlere ve hikayelere ihtiyaç duyuyoruz. Siyasi ve ekonomik alanda dönüşüm ve gelişim sürecini yaşadığımız bu günler, hem ülkemiz, hem de gayrimenkul sektörü adına oldukça gerçekçi bir vizyonla hareket edilmesi gereken, önemli ve yeni bir dönemi ifade ediyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YENİ PROJELER