Anasayfa > Yazarlar > Esin Tümer > ‘Yapı kullanma izin belgesi almak artık zorunlu’
‘Yapı kullanma izin belgesi almak artık zorunlu’
22 Ocak 2018 Pazartesi, 10:08

 

Deprem tehlikesi altında bulunan Türkiye’de yapı ömrü ve dayanıklılığı açısından büyük öneme sahip su yalıtımı konusunda önemli bir adım atıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, Isı, Su, Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği İZODER’in destek ve girişimleriyle hazırlanan ‘Binalarda Su Yalıtımı Yönetmeliği’ Resmi Gazete’de yayımlandı. Binalara dayanıklılık, kalite ve güç kazandıracak yönetmelik ile artık binaların kaderi değişecek. Yeni yapılan binalarda bu yönetmelikte öngörülen esaslara uyulmadığının tespit edilmesi halinde, bu eksiklikler giderilinceye kadar binaya yapı kullanma izin belgesi verilmeyecek.

İnsanı gam binayı nem öldürür!

Binalarımızda su yalıtımı binanın yapısal özelliklerini korumak bakımından zemin yalıtımı olarak, topraktan binayı kurtardığımız temel kotunda hayati öneme sahip. Binanın ömrü, kolon, kiriş, döşeme gibi yapısal bileşenlerin dayanımlarını koruması su yalıtımına bağlı. Yani deprem güvenliğinden bahsettiğimiz bir ülkede su yalıtımı yönetmeliğine yeni kavuşmuş olmamız üzücü!

15 milyon konutta su yalıtımı yok!

17 Ağustos depremi sonrasında yapılan incelemeler sonucu, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmesi su yalıtımının önemini ortaya çıkarıyor. Yapıların, öncelikle su yalıtımı ile donatılarak korozyona karşı korunması gerekiyor. Bugün ülke genelindeki 15 milyon konutta halen su yalıtımı yok, 6.5 milyon konut ise deprem açısından riskli bina statüsünde. Batı bloku ülkelerde su yalıtımına yönelik yaptırımlar var ve tüm yalıtım uygulamaları, denetim ve sigorta şirketleri tarafından çok ciddi bir şekilde denetleniyor. Kentsel dönüşüm süreci, su yalıtımı uygulamaları için büyük bir fırsat ve inşa edilen tüm yeni binalardaki su yalıtımının standartlara uygun yapılması için denetim en önemli parametre.

En zor mücadele edilen konu

Bina dayanıklılığı için gerekli olan su yalıtımı, şimdiye kadar çoğunlukla ihmal edildiği için, ülkemizde 30 yıllık binalar ömrünü tamamlamış olarak görülüyor. Oysa asgaride 80- 100 yıl gibi bir süre için inşa edilmesi gerekiyor binalarımızın. Su mücadele edilmesi en zor konulardan biri. Bazen hiç beklenmeyen bir yerde nem ile karşı karşıya kalıyoruz. Bunun nedeni suyun yapı elemanları içinde kolaylıkla hareket edebilmesi ve zayıf bulduğu bir noktadan dışarı vurması. Mevcut binalarda başka bir sorun da banyo, tuvalet gibi ıslak mekânların zemin yalıtımlarının gereği gibi yapılmamasından kaynaklanan sorunlar.

Nelere dikkat etmeli?

Polimer bitümlü örtülerin tamamı, PVC, TPO gibi plastik/kauçuk esaslı (sentetik) su yalıtım örtülerinin bazı türleri ile sürme esaslı su yalıtım malzemelerinin çok büyük bir kısmı ülkemizde üretilmektedir. Yalıtım uygulamalarında doğru detay çözümü, ihtiyaca uygun malzeme seçimi ve tekniğine uygun işçilik en önemli hususlar. Ülkemizde genel olarak su yalıtım malzemeleri Yapı Malzemeleri Yönetmeliği kapsamında olup CE işareti ile pazara arz edilmektedir. Dolayısıyla kullanılacak ürünlerde ilk aşamada CE işareti aranmalıdır.

Geniş bir rol dağılımı

Yönetmeliğin amacına ulaşması; tasarım aşamasında doğru ürün ve sistem seçiminden başlayıp, standarda uygun ürünlerin doğru şekilde uygulanması ve etkin denetim ile sağlanabilir. Bu bağlamda ‘Binalarda Su Yalıtım Yönetmeliği’nin uygulanmasında, projelerin yatırımcılarından tasarımda görevli mimar ve mühendislere, ürün veya sistem sunan üreticilerden bu çözümleri tatbik eden uygulayıcılara ve denetim görevi üstlenen kişilere kadar, her bir adımı önemli geniş bir rol dağılımı olacak. Son derece makul bir maliyetle uygulanabilen su yalıtımı, binamızı ömrü boyunca nemden ve sudan koruyabiliyor. Üstelik nem görülen binalarda sağlık sorunu yaşandığını da dikkate alırsak, su yalıtımı sayesinde sağlıklı, güvenli ve konforlu bir yaşam alanına sahip oluyoruz.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI