Anasayfa > Yazarlar > Esin Tümer > Binada akıl konforda gizli (değil!)
Binada akıl konforda gizli (değil!)
27 Kasım 2017 Pazartesi, 11:21

 

Konfora karşı değiliz, lakin ‘Binada Akıl’ı konfora indirgersek buradan yukarı çıkmamız çok zor olacak. Bir binadan beklenen akıl, en uygun malzeme ile yere yöne uygun tasarım ve üretiminden başlayıp, işletme aşamasında fosil kaynaklı enerjiyi en az tüketerek, kullanıcısına minimum maliyet maksimum etkinlik sunmasında gizlidir.

Teknoloji bina ilişkisi dünyanın Batısında “Konfor” koşullarını yükseltmek için geliştirilirken, Doğusunda “Hayatta kalmak” üzerine odaklanır.

İLERİ TEKNOLOJİ İLE TANIŞMA

Şayet Akıllı Bina yapıyoruz diyorsanız hangi tip olduğunu da söylemeniz gerekiyor, keza derdimiz “en”ler içinde yaşamak değil. İşin önce pazarlama kısmı gelince kavramların içi boşalıyor. Tabii ki konfor, kolaylaştırma bağlamında çok önemli lakin ayakta durmaktan aciz binalara akıllı sıfatı yapıştırmak da ayıp oluyor!

İleri teknolojinin mimariye yansıması ile Batı “High Tech” akımıyla tanıştı ve ilk örneklerini 1986 yılında inşa edilen Loyd’s of London binası ile verdi. Londra’da inşa edilen bu ofis binasında iç mekânda kullanılan temiz havanın, nispeten ısınmış tavan kotundan alınarak, çift katmanlı kabuk arasına üflenmesi ile elde edilen yalıtım katmanı, dış ortam iklim koşullarına göre kontrollü açılıp kapanan camlar, iç mekânda bir kaplama yapılmadan açık biçimde bırakılan brüt beton kolonlar ve kaset tavan sisteminin gündüz ısıtılan ofisler için sıcak havayı, yazın serin havayı tutmak üzere 24 saatlik periyotlar çerçevesinde ısıl kütle görevi görmesi gibi döneminin sınırlarını zorlayan özellikleri bulunuyordu. Tüm mekanik elektrik gibi servis veren sistemlerin binanın dışına alındığı, içi dışına çıkmış bu bina, teknoloji şovu olarak görülse de dönemi için “akla” dair pek çok unsuru taşımaktaydı.

DOĞUDA ZORUNLULUK

Doğu aynı yıllarda Honk Honk’ta Shangai Bank ile bu akımdan nasibini alıyor ama aynı zamanda “Biyoklimatik” binalar tasarlamak üzere temeller atılıyordu. Çünkü iklim son derece sıcak ve nemli olup binaların soğutma için harcadığı enerjiye çözüm arayışı ana sorundu. İklimin ağır koşulları ile mücadele eden Doğu, hayatı kolaylaştırmaktan önce enerjiyi doğru kullanma yönünde çabalamıştır. Yeşil bahçelerin yüksek bloklara taşınması, dikey yeşil duvarlar, otomasyona bağlı açılıp kapanan dış kabuk ile “akıl” sürdürülebilirlik yönünde gelişti.

************

YEŞİL İLE AKIL BİR ARADA OLMALI!

Günümüzde akıllı bina olarak tanımlanan yapılarımız 1986 yılının en geri örneklerinden hangilerini taşıyor? Yeşil Bina, Yeşil Enerji konuları binadaki akıldan koparıldı. Tamam en azından yeşil bina sertifikaları ile bir disiplin sağlanıyor. Lakin mevzuat olarak bakıldığında hem yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı, hem kayıp kaçaklar, hem de akıllı bina olma yönünde çok yolumuz var. Bir bina içinde yaşayanların kullanacağı enerjiyi üreten, atıkları ayrıştırabilen, elektrikli tüm sistemleri, mekanik tüm sistemleri ve bunlarla ilintili yapı bileşenlerini (açılır camlar gibi) otomasyona bağlı olarak kontrol ve kumanda eden sistemler var ise o binada akıldan bahsedebiliriz. Bir güvenlik paneli ile evi akıllı ilan etmek 1989’da bile yoktu. Akıl çağın gereklerini yerine getiren yaşam alanları sunmaktan geçer.

************

Çağın gerekleri ve akıl konusu

Koridorda elektrik süpürgesi çalıştıramayan ev hanımı, ütü için yatak başı arayan yardımcı, mutfakta telefonunu şarj edemeyen ev halkının yaşadığı ev mi akıllı? Fırtınada camını çerçevesini kapama kabiliyeti, yangında söndürme ve kaçış yolundan haberi bile olmayan “Residence” larda kapıdaki vale veya resepsiyonist ile akıllı ev tasarlanmış olmuyor. Tüketeceği enerji üreten bina kısmına daha gelemedik bile! Çağın gereği minimum sınırı sağlayın ondan sonra binaya yüklenecek akıl konusunda tartışmaya başlayalım!

Haftaya dünyada ilk 10’a giren akıllı binaların özelliklerine bakacağız. Sonrasında, binasının akıllı olduğunu anlatan mail’leri bekliyorum ülkemizden örneklere de yer verebilmek adına…

YAZARIN DİĞER YAZILARI