Anasayfa > Yazarlar > Esin Tümer > Felaketi hatırlatmak değil bilinç edinmek önceliğimiz olmalı
Felaketi hatırlatmak değil bilinç edinmek önceliğimiz olmalı
07 Mart 2016 Pazartesi, 11:13

 

Afet ve Acil Durum yönetimi olarak çok da parlak bir seviyede olduğumuz söylenemez. Deprem haftası nedeni ile 1 - 7 Mart günlerinde hatırladığımız “Afet halleri hiç gelmesin” demek romantik bir temenniden öteye gitmiyor maalesef. Keza ülkemizdeki kırılmalar tarihi, yakın bir gelecekte Marmara Bölgesi için hazırlıklı olmamız gerektiği gerçeğini bilimsel olarak da kanıtlamış durumda. Peki ne kadar hazırız?

Meteorolojik tahminler sırasında gerek kamu gerek özel kurumlardan duyduğumuz “yağmur, sel, fırtına uyarıları”nı artık dikkate alır olduk. Bazen aracımızı çıkarmayarak, bazen de alternatif ulaşım ağlarını kullanarak gündelik akışı organize ediyoruz. Lakin “deprem” için hazır olma hali ne bu kadar kolay ne de gündeliği devam ettirebilecek kadar basit! Evet çok okuyoruz ama başımıza gelme olasılığını düşünerek öncesi aksiyonları nedense hiç hayata geçirmiyoruz.

Oysa özellikle konut içinde alınacak birkaç önlem, iletişim ve kısa vadeli lojistik sorunları için hepimizin yapabileceği birkaç şey var. Öncelikle afet ve acil durum anında binanız için gösterilen acil durum toplanma alanı için henüz bir bilginiz yok ise, bağlı bulunduğunuz belediye veya muhtarlıktan bilgi alabilirsiniz. Yapısal sorunlar kentsel dönüşümün ana konusu olarak sürdürülmeye çalışılıyor. “Bizim ev kayalık zemin üzerinde bir şey olmaz”, “Bu ev yapılırken parmağım(!) kalınlığında demir döşendi, gözlerimle gördüm”, “En üst katta müteahhidin kendisi oturuyor” gibi söylemlerin mühendislik ilmiyile uzaktan yakından alakası olmadığını söylemeye gerek var mı bilmem. Yapısal sorun varsa zaten sözün bittiği noktadayız. Lakin yine de yapılabilecek şeyler var.

 

15 BİN 828 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ

Dünyanın en büyük ilk beş depremi arasında gösterilen 2011 tarihli Japonya Tohoku depreminde; 15 bin 828 kişi hayatını kaybetmiş, 3 bin 760 kişi kayıp olarak belirtilmiş, kara ve demiryolları ağır hasar görmüş, çeşitli yerlerde yangınlar çıkmış, 4.4 milyon ev elektriksiz, 1.5 milyon ev ise susuz kalmıştı.

 

 

İşyerinde kanuni yaptırımlar neler?

 

İşyerleri için ise durum 2012 tarihli İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile disiplin altına alınmış olsa da yapı stoku başlığında konutları bekleyen sorunların hepsi işyerlerimizi de bekliyor. Bir farkla. Deprem sonucu karşılaşacağımız sonuçlar çevre felaketleri ile sonuçlanabilir. Yani çok daha teknik yaklaşımlar ile hazırlıklar yapılması lazım. Kanunun “Tahliye” maddesi ise mevcut durumumuzda koruyucu önlemlerin yetmeyeceğini anımsatıyor. Bu nedenle Acil Durum Planları ve Tahliye Tatbikatları, görev olarak değil, gerçek anlamda ele alınmalı!

 

 

YAPISAL OLMAYAN TEHLİKE İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

 

Boğaziçi Üniversitesi tarafından 17 Ağustos 1999 depremi sonrasında yapılan araştırmada; deprem sırasındaki can kayıplarının yüzde 3’ünün ve yaralanmaların yüzde 50’sinin eşyaların devrilmesi, cam kırılmaları ya da tesisatlarda gerçekleşen sorunlardan kaynaklandığı bildirilmişti. Deprem öncesi, sırası ve sonrasında hazır olma ve önlemler paketi içinde evimizde alabileceğimiz basit önlemlerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Yatak, kanepe vb. oturma, uyuma gruplarını mümkün olduğunca camdan uzağa ve üzerine bir şey devrilecek (beş kapaklı giyisi dolabı gibi) pozisyondan uzağa konumlandırmalıyız. Geniş, hacimli ve yüklü dolapları serbest halden çıkarıp duvara sabitleyerek devrilmelerini engellemek mümkün. Basınçlı gaz içeren tüplerin devrilmesi engellenmeli, soba borusu vb. tavan montajları yapılmalı, acil durumlarda gaz ve su vanalarının kapatılması yapılacaklar listesinin en başına alınmalıdır.

 

 

YATAKTA YAKALANDINIZ MERDİVENE KOŞMAYIN!

 

Uzun yıllar bilinen kiriş altına, kolon dibine gidin anlayışının, deprem sırasında bir şey ifade etmediğini “yaşam alanı” oluşturmanın önemini bilmeyen kalmadı. Asla bir cismin altına girmeyin. Hayat üçgeni kuracak şekilde yanına-önüne küçülün. Zemin katta doğrudan dışarı kaçamayacağınız durumda, panik ile merdivenlere koşmak çözüm değil. Pek çok yapı için “yumuşak karın” olan bu bölgeler ilk çöken alanlar. Uyku esnasında depremle karşılaşıldığında; basitçe yuvarlanarak yataktan düşüp yaşam boşluğu içinde kalabilmek önerilmekte.

YAZARIN DİĞER YAZILARI