Anasayfa > Yazarlar > Esin Tümer > İnsan eli değen her nokta doğada ‘iz’ bırakıyor!
İnsan eli değen her nokta doğada ‘iz’ bırakıyor!
08 Şubat 2016 Pazartesi, 09:58

 

Barınma ihtiyacından yola çıkmıştık. Şimdi geldiğimiz noktada barınabiliyoruz ama beslenemiyoruz, nefes alamıyoruz; suyumuz ve enerji kaynaklarımız tükendi. Barınabiliyoruz ama doğada bıraktığımız bütün ‘iz’ler bize olumsuzluk olarak geri dönüyor. Dokunmadığımız alanlar ise bizi kurtarmaya yetmiyor. Zaman yeşil bina zamanı. İlk yerli yeşil bina sertifikası geçtiğimiz hafta verildi. ÇEDBİK Konut 2016 Sertifikası’nın ardında uzun bir süreç var.

İnsan elinin değdiği her nokta doğada iz bırakır. Bıraktığımız izler doğal olana müdahale etme gerçeğinden yola çıkarak doğal olanı yok etme sonucuna varmış durumda. Maalesef yaptıklarımızın dışında kalan el değmemiş alanlar evreni kurtarmaya yetmiyor artık. Enerji etkin olma kriterinden başlayıp, biyoklimatik, yeşil ve en geniş anlamı ile ekolojik izler bırakma zamanı çoktan geldi. Bıraktığımız izlerin başında en temel ihtiyaçlarımızı karşılamak iddiası ile durmaksızın üretmeye devam ettiğimiz binalar başı çekiyor. Ülke ekonomisi açısından, ‘En az 200 sektörü daha peşinden sürükleyen inşaatları durduralım’ demiyoruz şüphesiz. Ancak, çocuklarımızın geleceğini geçtim, beklenen Marmara Depremi için şu an toplanacak alanımız kalmadı. Havanın şişelenip satıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Çocuklarımıza onu bile bırakamayacağız. Evimizde boşa akıttığımız sudan, gereksiz yere kullandığımız deterjanlardan, tüketemediğimizi çöp olarak atmaktan, kışın evimizin içinde tişörtle gezmekten, sadece şoförünü taşıyan araçlardan, kullanılmayan odalarda yakılan lambalardan kısaca her davranışımızla sonu yaklaştıranlar olarak bizler de masum değiliz! Hepimiz sorumluyuz.

 

 

BİNALARIMIZ DA SORUMLU

Lakin binalarımızı tasarlayan mimarlar, inşa eden firmalar, onay veren kurumlar, görüp duyup sorumluluk almayanların da evrene borcu tartışılmaz. Atmosferde sera etkisine neden olan gazların yaklaşık üçte biri binalardan kaynaklanıyor. Bina ve yerleşimlerin çevreye etkisi salgıladıkları CO2 gazıyla da sınırlı değil. Su kullanımının yaklaşık yüzde 12’si, atıkların yüzde 65’i ve elektrik tüketiminin de yüzde 71’inden sorumlular. Dünya’daki Ulusal Yeşil Bina Konseyleri’nin deneyimi, yeşil binaların yaygınlaşmasını sağlamanın en etkili yollarından birinin bu binalara “yeşil etiket” vermek olduğunu ortaya koydu. Etiketler bir binanın bazı standartlar çerçevesinde yeşilliğini tescil eder. Amerika’da yapılan bir çalışma, “yeşil” veya “çevreci” olarak tabir edilen binaların enerji tüketiminde yüzde 24-50, CO2 salınımında yüzde 33-39, su tüketiminde yüzde 40 ve atıklarda yüzde 70’e varan tasarruf sağlanacağını ortaya koyuyor. Yaklaşık 550 başvuru ve 150 sertifikalı bina ile İstanbul başta olmak üzere çeşitli illerde LEED ve BREEAM sertifikalı binalarımız var. Şimdi yeni bir dönem başlıyor. Türkiye’nin kendine ait ilk yerli yeşil bina sertifikası geçtiğimiz günlerde verildi. Artık kendi yönetmeliklerimize ve pazar koşullarımıza uygun sertifikamız var.

 

 

ÇEDBİK Konut 2016 Sertifikası

 

Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği (ÇEDBİK), Türkiye’deki yapı sektörünün sürdürülebilir ilkeler ışığında gelişmesine katkı sağlamak amacıyla kuruldu. Derneğin çalışmalarından biri de konutların 4 farklı kategoride (müstakil ev, 2 bin metrekare altında apartman bloku, 2 bin ve 10 bin metrekare arası konutlar ve 10 bin metrekare üstünde karma kullanımlı projeler), 4 farklı seviyede (Onaylı, İyi, Çok İyi, Mükemmel) sertifikalandırma süreci. Geçtiğimiz hafta yapılan “Yeşil Binalar Zirvesi”nin 4’üncüsünde ÇEDBİK Başkanı Selçuk Özdil tarafından, Ant Yapı’nın Antteras projesine ilk yerli yeşil konut sertifikası verildi. Bundan sonrası için çizilen perspektifte, hem Yeşil Kredi olanakları hem de ülkemizde malzeme, iklim, arazi, yönetmelik gibi yerel koşullar çerçevesinde fonlanabilir ve sürdürülebilir projeler üretmek olanaklı gözüküyor. Daha atılacak çok adım var ama şu ana kadar yapılanlar bundan sonrası için binalar gibi umutları da yeşertiyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI