Anasayfa > Yazarlar > Esin Tümer > 2016’da bizi nasıl çevreler bekliyor!
2016’da bizi nasıl çevreler bekliyor!
04 Ocak 2016 Pazartesi, 10:01

 

Mimarlık, içinde yaşadığımız kültürden, antropolojik özelliklerimizden, iklimden, yönden, ekonomiden, ergonomiden, teknolojiden, hedef kitleden, fonksiyondan, estetikten ve daha nicelerini sıralayabileceğimiz disiplinlerden bağımsız düşünülemez şüphesiz. Lakin her dönemin kendine özel çizgileri ve tavırları olduğu da bir gerçek. Bu yılın mimari yaklaşımlarında konutlar için belirleyici unsurlar şöyle sıralanıyor: Basit Konsept, Etkin İlişki ve Teknoloji

 

 

BASİT VE KULLANIŞLI TASARIMLAR

Modern mimarinin kurucularından Ludwig Mies van der Rohe “Less is More” söylemi döneminde (1886-1969), stil sadeliğine vurgu yapmaktaydı. İnsanoğlu farklı olmak için “abartmayı” sürdürüyor. Projelerin mimari dili, cepheler “konsept” kurbanı olmaya devam ediyor. Zor olan ise bu yolu seçmeden “sade, basit” olan ile “güzel”i bulmak. Bu yıl mimari yaklaşımların başında “basit konsept” geliyor.

 

 

DOĞRU İLİŞKİYİ KURMANIN ÖNEMİ

Kent ve parsel ilişkisi, semt ve metrekare ilişkisi derken toplu konutlarda blokların birbiri ile ilişkisi kalmadı. Doğru verilerle değil, mecburi verilerle yan yana gelen bloklar birbirini destekleyerek yaşam alanı tanımlamak yerine, birbirini keserek ne kente ne markalı konut projesine bir katkı sağlıyor. Bu yılın en önemli yaklaşımlarından olan birbiri ile doğru ilişki kuran bloklar tasarlamak markalı konutların hedefi olmalı.

 

 

TEKNOLOJİNİN CEPHEDEKİ İZİ

Teknoloji en çok sınır çizgisine yansıyor. Tekrar eden ve monoton görüntünün hem sanatsal hem de detayları çözülmüş sağlıklı sunumları yeni ürünler ve yeni çözümler ile daha fazla karşımıza çıkacak 2016’da. Farklı olma yarışı içinde en etkin role sahip olan, kütlesel algıyı değiştiren, sıradan olmaktan özele terfi ettiren dış cepheler tamamen birbirinin aynı tekrarlar da inşa edilse bile 3. boyuttaki oyunlar ile farklılaşma eğiliminde.

 

 

BURASI BİTTİ DARISI DİĞER GEZEGENLERE

NASA’nın Marsta Koloni yarışmasını kazanan ‘Buz Evi’ sıkışık buz kütleleri arasında eksi 63 derecelik Mars atmosferinde korunmayı amaçlıyor. Bu 3D model, su kullanan özel bir kartuşa sahip. Baskı yapmadan önce suyu belirli ölçüde ısıtan 3D yazıcı evi inşa etmeye başlıyor. Daha sonra ise Mars’taki havanın soğukluğu ile inşa edilen alanlar anında donuyor. Böylelikle Mars’ın hava koşullarına uygun bir ev inşa ediliyor.

 

 

YER BİTTİ SIRA GÖKLERDE

Çok gelişmiş ve neredeyse sadece konut dokusu ile sanayi kenti olmuş mega şehirlerde; temiz enerji kullanan, sürdürülebilir yaşamı destekleyen, toprağa olan hasrete cevap arayan, karbon salınımını dengeleyen, oksijen üreten, kirletmeyen, hava alan dikey kentler geleceğin binalarını oluşturacak. Topraksız tarımın geliştiği dikey bahçelerde yaşam sunan, üçüncü boyutta dünyaya egemen olmaya çalışan blokların dünyanın doğusunda, Singapur gibi iklim koşulları soğutma rejimi anlamında zor, nemli ve sıcak kentlerde çoktan yükseldiğini biliyoruz. Batıda ise yer kalmadı. Arsa kalmadı. Kentler kendi mevcudiyetini sürdürebilmek için yukarıya tırmanmak zorunda artık. Ve bizi bekleyen yıllarda hayat gökyüzünde akacak. Komşuluk terasları, yürüyüş ve bisiklet yolları alışveriş caddeleri ile gökyüzü yeni adres olacak. Kısaca geçmişte “Jetgiller” kurgu bir çizgi film iken şimdi çözümün direkt kendisi!

YAZARIN DİĞER YAZILARI