Hedef Sektörün Ekonomiye Katkısını Artırmak

Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan gayrimenkul, üreten, vergi veren, 2 milyon kişiye istihdam sağlayan, 200'den fazla sektörü etkileyen ve dolayısı ile milyonlarca kişiye dokunan bir sektör. Büyük hedefleri olan Türkiye için gayrimenkul sektörü, stratejik bir öneme sahip. Hızla gelişen gayrimenkul sektörünün bu potansiyelini, 2017 yılı ve sonrasında en doğru ve verimli şekilde değerlendirmemiz gerekiyor.

Türkiye, bulunduğu coğrafya itibarıyla zorlu bir süreçten geçse de, çevresindeki birçok ülkeden daha güvenilir, daha istikrarlı bir konumdadır. Doğal, kültürel zenginlikleri, ulaşım imkanları ve yeni yapılan köprüleri, havalimanları, otoyolları ile gelişen turizm, perakende, sektörleri ve eğlence, fuar, kongre gibi organizasyon turizmi ile cazip bir ülke haline geldi.

Özellikle İstanbul, marka şehir olarak dünyanın dört bir yanından yatırımcıların ilgisini çekiyor. İstanbul’un finansal bir merkez olması için yapılan çalışmaların daha da somutlaşması ve altyapı projeleri bu ilgiyi artırıyor. Bunu yatırımcı olarak Türkiye’ye çekmek istediğimiz hedef kitleye çok iyi anlatmamız gerekiyor. Dünya ölçeğinde gerçekleştirilen projelerle sektörümüzün, ekonomiye sağladığı katma değer her geçen gün artıyor.  Bu ivmeyi önümüzdeki dönemde daha da artırarak sürdürmeliyiz.

Son dönemde hayata geçirilen düzenlemelerin gayrimenkul sektörüne hareket kazandırdığı da bir gerçek. 2017 yılında nihai tüketiciye yansıyan ; ‘Yabancıların konut edinmesi ve vatandaşlık hakkı verilmesine ilişkin düzenlemeler’, ‘150 metrekareden büyük konutların KDV oranlarının yüzde 8’e indirilmesi ile ilgili düzenlemenin 30 Eylül 2017’ye kadar uzatılması’, ‘Tapu harcının 30 Eylül 2017’ye kadar geçerli olmak üzere binde 20’den binde 15’e düşürülmesi’ gibi düzenlemeler, sektörünün büyüme hızına katkı sağladı.

Konut satışları, 2017 yılının ilk çeyreğinde 2016’nın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 7 oranında artış gösterdi. Aynı dönemde ilk el satışlarda yüzde 4, ikinci el satışlarda yüzde 10, ipotekli satışlarda ise yüzde 30 artış yaşandı.

Ayrıca kentsel dönüşümün hızlanmasının önündeki en büyük engel olan kaynak sorununu çözmek için de yeni adımların atılmasının sektöre moral verdiğini düşünüyorum. Hükümetin 5 yılda sektöre 75 milyar liralık bir kaynak ayırması, sektörümüz adına çok olumlu bir gelişme.  Bu kapsamda 2018 yılında dönüşüm için aktarılacak kaynak 15 milyar lira olacak. Ölçek ve lokasyona göre kamunun desteği olmadan dönüşümün olmayacağı alanlar var. Bu anlamda devletin bu yaklaşımı deprem riski ile başbaşa olan şehirlerimizdeki dönüşümün sağlıklı ve hızlı bir şekilde yapılmasına büyük fayda sağlayacaktır.

GYODER’in yeni yönetimi olarak, hedeflerimizden biri de ‘Gayrimenkul 4.0 Versiyonu’nu dünya ile paylaşıp, bu söylemde öncü olmaktır. Çünkü dünya gayrimenkul pazarında da taşlar yerinden oynuyor, oyunun kuralları değişiyor. Gelişmiş ülkeler 4.0 versiyon sanayi devrimi dönemine girdi. Türkiye önceki üç sanayi devrimini de geriden takip etmek zorunda kaldı. Ancak ülke olarak, dördüncü sanayi devrimini, iyi yetişmiş, nitelikli insan gücü ve ileri teknolojiyle yakalayacağımıza inanıyoruz. Türkiye’de gayrimenkul sektörünün gelişimini versiyonlar olarak ifade etmemiz gerekirse; Cumhuriyet dönemi (v1), Turgut Özal döneminden 2000’li yıllara (v2), 2003 yılından günümüze (v3) ve günümüzden geleceğe (v4) şeklinde gruplandırabiliriz. Dünyanın ve teknolojinin geldiği noktayı değerlendirdiğimizde Türkiye gayrimenkul sektörünün de 4.0 versiyona geçmesinin gerekliliğini görüyoruz. Bazı sektörlerde çok hızlı teknolojik dönüşüm yaşanırken, gayrimenkul sektörünün konvansiyonel yapısında majör değişiklikler olmadığını, teknolojinin sunduğu birtakım araçların uygulamalarda kullanılmasından öteye geçemediğini gözlemliyoruz. Fakat günümüzde standartların yeterli olmadığını ve salt teknolojik açıdan değil, çok yönlü düşünerek sektöre her anlamda katkı ve gelişim sağlamanın gerekliliğini, yeni bir versiyonun tüm hazırlıklarının tamamlanması gerektiğini vurgulamak istiyoruz. Sektörün oyuncuları farklı bilim dalları ve disiplinlerle bir araya gelmeli, yeni yapım yöntemleri, teknikler, teknolojik uygulamalar ve malzemeler üzerinde çalışılmalı, hatta kamusal regülasyonlarla sektörün bu konuda motivasyonu artırılmalıdır.

Ülkemizin ekonomik büyümesine hız kazandıracak projelerden biri de İstanbul Uluslararası Finans Merkezi (IUFM)’dir. Türkiye’nin finansal anlamda cazibesini yükseltmeyi öngören, küresel merkez olmayı hedefleyen, kamu bankaları ve kurumlarını bir araya getirecek İstanbul Uluslararası Finans Merkezi, ülkemize uluslararası saygınlık katacak büyük bir proje. Bu proje hayata geçtiğinde, ülkemizde yeni istihdam olanakları yaratılmasına ve ekonomik büyümeye katkı sağlayacaktır. Dünyanın sayılı finans merkezlerinin önemli özelliklerini bilerek; “ülkemizin, öncelikle bölgesel nihai olarak da küresel finans merkezi olması” yönünde teşvik edici, kolaylaştırıcı adımların atılması ve kararların alınması için öncelikle mevzuatsal altyapının oluşturulması gerekiyor. Bu kapsamda; ‘Sermaye hareketlerinin kolaylaştırılması’, ‘Vergi düzenlemelerinin yapılması’, ‘İşlem maliyetlerinin azaltılması’, ‘Yabancı mali kurumların yerel piyasalarda çalışabilmesi’ gibi finans merkezine özel konularda teşvik edici önlemlerin alınması önemlidir. Teşvik mevzuatı önerisinin hazırlanması, ilgili makamlara sunulması ve bu önerinin de takipçisi olunması aşamasında GYODER olarak öncülük edeceğiz.

Gayrimenkul sektörünün çatı örgütü olarak önümüzdeki süreçte üzerinde duracağımız en önemli konular arasında; sektörün şeffaflaşması, kurumsallaşması, etik kodların belirlenmesi, gayrimenkul finansmanında çeşitlilik gibi önemli başlıklar olacak. Ayrıca uluslararası dernek olma yolunda yurtdışındaki STK’larla çok güçlü işbirlikleri kuracağız. GYODER, sadece ulusal değil, uluslararası bir platform olmak zorunda çünkü ihtiyaçlar bu yönde.

Gerçekleştireceğimiz çalışmaları “Sektör İhtiyaçlarına Duyarlı”, “Çözüm Odaklı” ve “Sosyal Sorumluluk Odaklı” sürdürmeyi amaçlıyoruz. Sektördeki birçok önemli değişikliğe imza atan GYODER olarak, yeni dönemde daha kurumsal bir gayrimenkul sektörü hedefliyoruz. Kamu kurumları ve yerel yönetimlerle işbirliğini daha da geliştireceğiz.

Ortak amacımız; gayrimenkul sektörünün büyümesine, güçlenmesine ve ülkemizin daha güçlü bir ekonomiye sahip olmasına katkı sağlamaktır.  

YAZARIN DİĞER YAZILARI
YENİ PROJELER