Anasayfa >

Sektörden Haberler >

Yargıtay’dan “Sözlü Emlak Mukavelesi”nde Emsal Karar!

Yargıtay’dan “Sözlü Emlak Mukavelesi”nde Emsal Karar!

15 Ağustos 2018 Çarşamba, 14:03:37
Yargıtay’dan “Sözlü Emlak Mukavelesi”nde Emsal Karar!
Emlakçı ile sözlü mukavele yapan ve daha sonra komisyon ödememek için emlakçıyı aradan çıkartan vatandaşı mahkemeye veren emlakçı için yüksek mahkeme emsal bir karar verdi. Mahkeme, sözleşmenin yazılı olmadıkça geçerli sayılamayacağını kararlaştırdı…

Bir vatandaş emlakçı aracığılı ile 450 bin TL’lik bir villa satın almaya karar verdi. Emlakçı ile 14 bin 160 TL komisyon ödemek için sözlü olarak anlaştı. Vatandaş daha sonra komisyon ödememek için emlakçıyı aradan çıkartarak mal sahibiyle anlaştı ve villayı 450 bin TL’ye satın aldı. Emlakçı, sözlü komisyon anlaşması yaptığı alıcı hakkında 7. İcra Müdürlüğü'nde takip başlattı. İcra takibi alıcının itirazı üzerine durduruldu. Emlakçı bu kez Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurdu.

Mahkeme,  davalının itirazının iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini istedi. Mahkemede savunma yapan alıcı ise davanın reddini talep etti.

Mahkeme, davanın kısmen kabulüne ve 14 bin 160 liralık icra takibine yapılan itirazın iptaline hükmetti. Ayrıca alacağın yüzde 20'si üzerinden hesaplanan 2 bin 832 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verdi. Davalı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 13. Hukuk Dairesigirdi.

Yüksek mahkeme, emsal bir karara imza attı. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, Türk Borçlar Kanunu 520. maddesi uyarınca taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmesinin yazılı olarak yapılmadıkça geçerli sayılamayacağına dikkat çekti. Kararda şu ifadelere yer verildi:

"Kanunun, taşınmazlar konusundaki simsarlık sözleşmeleri bakımından öngördüğü şekil geçerlilik şekli olup, yazılı sözleşme bulunmaması hâlinde hukuken geçerli bir sözleşmeden söz edilemez. Dava konusu uyuşmazlıkta da taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır.

O halde davacı geçerli olmayan sözleşmeye dayanarak tellâllık ücreti talebinde bulunamayacağından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usûl ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir. Temyiz edilen hükmün davalı yararına bozulmasına oy birliği ile karar verilmiştir."

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ
DİĞER HABERLER