Anasayfa >

Diğer Haberler >

"Koalisyon TÜSİAD'ın arayıp da bulamayacağı bir ortam"!

"Koalisyon TÜSİAD'ın arayıp da bulamayacağı bir ortam"!

19 Haziran 2015 Cuma, 15:07:23
Koalisyon TÜSİADın arayıp da bulamayacağı bir ortam!
SETA Ekonomi Direktörü Ünay: TÜSİAD sıradan bir sivil toplum kuruluşu değil. Biraz daha siyasi sistemi dizayn etmeye yönelik bir yapısı var" dedi…

Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Ekonomi Direktörü Sadık Ünay, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) seçim öncesi muhalefet partilerinin ekonomiyle ilgili popülist vaatleri konusuna girmezken seçim sonrası ortaya çıkan tablo üzerine partilerle temaslarda bulunmasını eleştirerek, "Koalisyon görüşmelerinde işler biraz daha somutlaşırsa bence daha fazla devreye girecekler. Onların arayıp da bulamayacağı bir ortam" dedi.

 

 

 

Sadık Ünay, milletvekili genel seçiminin ardından TÜSİAD heyetinin Ankara'da siyasi parti liderlerini ziyaret etmesini değerlendirdi. Merkezi siyasi otoritede bir zayıflama hissettikleri zaman TÜSİAD gibi kuruluşların kendilerine alan açıldığını düşündüklerini, şu anda da böyle bir dönem olduğunu ifade eden Ünay, AK Parti'yi dengeleyeceği gerekçesiyle Türkiye'nin koalisyon ortamına gelmesinden TÜSİAD'ın epey memnun olduğunu söyledi.

 

 

 

TÜSİAD'ın sıradan bir sivil toplum kuruluşu olmadığını, biraz daha siyasi sistemi dizayn etmeye yönelik bir yapısı bulunduğunu öne süren Ünay, seçim öncesi ekonomiyle ilgili bütçeyi ve mali disiplini zedeleyecek vaatlerde popülizm yapılırken TÜSİAD'ın bu konulara girmemeyi tercih ettiğine dikkati çekti. Ünay, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

 

 

"Orada yapılan popülizmi biliyorlardı. Aslında aralarında kapalı konuşmalarda 'Makroekonomiyi AK Parti daha iyi yönetiyor' diyorlar. Bence bu biraz sosyolojik olarak da okunması gereken bir durum. Kendileri açısından görece bir ekonomik kayba yol açacak olsa bile zaman zaman AK Parti gibi biraz muhafazakar hareketlere karşı ideolojik bir duruş alıyorlar. Eskiden Refah Partisi'ne karşı da vardı bu. Yani belli bir ölçüde makroekonomik istikrardan feragat etmeyi göze alıyorlar böyle durumlarda."

 

 

 

Ünay, TÜSİAD gibi kuruluşların siyasetin çetrefil hale geldiği, uzlaşmanın zorunlu olduğu durumlarda dengeleyici olarak devreye girdiğini ifade ederek, "Şu an bizim 'eski Türkiye' dediğimiz ortamın bir nebze oluştuğunu hissettikleri için çok mutlular. Koalisyon görüşmelerinde işler biraz daha somutlaşırsa bence daha fazla devreye girecekler. Onların arayıp da bulamayacağın bir ortam" yorumunu yaptı.

 

 

 

Aslında istikrarı toparlayıcı bir hükümetin kurulmasının TÜSİAD'ın çok da birinci önceliği olmadığını savunan Ünay, şunları kaydetti:

 

 

 

"Çok daha istikrarlı dönemlerde hükümetten çok ayrı durmayı tercih ettiler. AK Parti hükümetinin yıllar boyu Afrika'ya, Latin Amerika'ya, Asya'ya yaptığı açılımlara kurumsal destek vermediler. 'Zaten bizim uluslararası sistemle, büyük şirketlerle belli ilişkilerimiz var. Biz uluslararası sermaye ile bir ilişki sistemi oturtmuşuz. Bunu sürdürmek için siyasete bir şekilde eklemlenme ihtiyacımız yok' diye düşünüyorlar. O ilişkilerini siyasetten bağımsız yürütüyorlar ama bir şekilde siyasete de yön vermeye çalışıyorlar.

 

 

 

Avrupa Birliği ile ilişkileri onun için çok vurguluyorlar. Batı yörüngesinden bir şekilde çıkılmaması, özellikle Orta Doğu'da mesela bağımsız dış politika hamlelerinin önlenmesi, İsrail ile ilişkilerin geliştirilmesi gibi belli stratejik öncelikleri var. O önceliklerin sağlanması için de şimdi hükümet formüllerine müdahil olma şansı hissettiler ve açık veya kapalı olarak bundan sonra bunu kullanacaklardır."

 

 

 

 

 

 "Hükümet indiren, hükümet kuran bir grup"

 

 

 

 

 

Sadık Ünay, TÜSİAD'ın kurulduğu andan itibaren bir tür "elit kulüp" olduğunu ifade ederek, "Türkiye'deki büyük sanayicilerin, özellikle 'sanayinin kaptanları' denen aile şirketlerinin kurduğu ve aslında o şirketlerin Türkiye ile ilgili hayallerini ve vizyonlarını bir şekilde siyasi ortama yansıtan, daha önce gazetelere boy boy ilan verip hükümet indiren hükümet kuran bir yapı. Ekonominin çok büyük kısmını kontrol eden ve bu gücü bir anlamda siyasi alana yansıtmaya da istekli olan dar bir grup" dedi.

 

 

 

Türkiye'nin siyasi tarihine bakıldığında TÜSİAD'ın aslında çok da fazla demokrasiyle iç içe görülmediğini, genelde antidemokratik ortamlarda öne çıktığını anlatan Ünay, 28 Şubat'ta olduğu gibi bu süreçlerde yanına farklı sivil toplum kuruluşlarını da aldığını söyledi.

 

 

 

Ünay, sadece 300'ü işveren statüsünde, diğerleri ise profesyonel yönetici olmak üzere yaklaşık 600 üyesi bulunan TÜSİAD'ın, üye olmak isteyen herkese kapılarının açık olmaması nedeniyle "antidemokratik bir yapı" olmakla eleştirildiğini aktardı.

 

 

 

TÜSİAD'ın ekonomide şu ana göre çok daha sağlam bir yapı varken bile sert eleştiriler yaptığına değinen Ünay, şöyle konuştu:

 

 

 

"Daha önceki başkan Muharrem Yılmaz, 'Ben yabancı yatırımcı olsam şu ortamda Türkiye'ye gelmem' demişti mesela. Normal şartlarda ülkeye yatırımın artmasını ümit eden bir yatırımcının böyle bir şey söylemesini beklemezsiniz. Zaman zaman muhalefet rolüne soyunuyorlar. Gezi sürecinde de farklı süreçlerde de 'Biz demokratikleşmeyi savunuyoruz' diyorlar ama genelde siyasi otoritenin zayıfladığını hissettikleri anlarda direkt devreye giriyorlar ve aslında belki muhalefet boşluğunu dolduruyorlar. Bu siyasi partilerin zayıflığından da kaynaklanıyordur. Ekonomide belli alanlarda tekel güçleri var. Bunu kullanarak biraz bilek güreş içinde iktidarı belli bir yere çekmeye çalışıyorlar."

 

 

 

 

 

 "TÜSİAD yeni hükümeti de dizayn etmek istiyor"

 

 

 

 

 

Sivil Dayanışma Platformu (SDP) Başkanı Ayhan Ogan ise iş çevrelerinin Ankara ziyaretlerini iyi niyetli girişimler olarak gördüğünü, ancak TÜSİAD'ın zorlamak istediği bir koalisyon projesi olduğunu düşündüğünü dile getirdi.

 

 

 

Türkiye'de koalisyon hükümetlerinin palyatif çözümler üreteceğini ve uzun vadeli yürüyemeyeceğini savunan Ogan, "seçim öncesi muhalefet partilerinin 'uçuk' vaatleri karşısında iş dünyasından ciddi bir tepki gelmezken, şimdi adeta onların üstünü örtmek istercesine başka şeylerin ön plana çıkarılarak bir anlaşma zemini oluşturulmaya çalışıldığını" ifade etti.

 

 

 

Ogan, "TÜSİAD yıllardır ekonomik gücünü kullanarak siyasi vesayet uyguladı. Türkiye'nin önemli siyasi konularında hep tıkayıcı ve tutucu bir rol oynadı. Bu rolünü sanki şu anda yeni hükümeti de dizayn ederek sürdürmek istiyor. Bu sistemler artık yürütülemez. Türkiye'de dönüşüm ve değişim süreçlerine destek vermek lazım" diye konuştu.

 

 

 

 

 

Rakamlarla TÜSİAD

 

 

 

İş dünyasını temsil amacıyla dernek statüsünde kurulan TÜSİAD'ın 2 Nisan 1971 tarihli Kurucular Protokolüne, Vehbi Koç, Nejat Eczacıbaşı, Sakıp Sabancı, Selçuk Yaşar, Feyyaz Berker, İbrahim Bodur ve Osman Boyner'in de aralarında bulunduğu 12 iş adamı imza koydu.

 

 

Protokolde "Anayasamızın öngördüğü karma ekonomi prensiplerine ve Atatürk ilkelerine uygun olarak, sanayi ve hizmet alanlarında çalışan meslek, bilim ve işadamlarının bilgi, tecrübe ve faaliyetlerini ahenkleştirerek değerlendirmek suretiyle Türkiye'nin demokratik ve planlı yollarla kalkınmasına ve Batı uygarlık seviyesine çıkarılmasına yardımcı olmak amacıyla kurulan Türk Sanayicileri ve İşadamları Birliği'nin devamlılığını sağlamak ve görevlerini yürütmek üzere lüzumlu mali yardımları, mutabık kalınacak esaslar dahilinde, müştereken yapacağımızı taahhüt ederiz" ifadelerine yer verildi.

 

 

 

Çalışmalarını üyelerinden oluşan komisyonlar aracılığıyla gerçekleştiren TÜSİAD'a, pozisyon oluşturulması açısından 11 komisyon ve komisyonların bünyesindeki 36 çalışma grubuyla katkı sağlıyor. TÜSİAD'ın, Ankara Daimi Temsilciliği, TBMM, hükümet, kamu kurum ve kuruluşları ile ilişkilerin düzenlenmesine ve derneğin karar alma süreçlerine etkili katılımına yardımcı olurken, AB-Brüksel Temsilciliği, Berlin ve Paris büroları, Washington Temsilciliği ve Pekin Bürosu da yurt dışındaki faaliyetlerini üstleniyor.

 

 

 

TÜSİAD Genel Sekreterliğinin yaptığı hesaplamaya göre, üyelerinin yarattığı katma değer, Türkiye'de kamu dışında yaratılan katma değerin yaklaşık yarısına denk gelirken, enerji ithalatının dışarıda bırakılması durumunda TÜSİAD üye kuruluşları toplam dış ticaretin yüzde 80'ini gerçekleştiriyor. Kayıtlı istihdam sektöründe tarım ve kamu dışı kayıtlı çalışanların yaklaşık yüzde 50'si TÜSİAD üye kuruluşları tarafından istihdam edilirken, TÜSİAD üyelerinin yüzde 35'i "imalat", yüzde 13'ü "toptan ve perakende ticaret", yüzde 11'i "mali hizmetler", yüzde 11'i "inşaat", yüzde 10'u "ulaştırma" ve geri kalanı da enerji, tarım, gıda ve eğitim sektörlerinde faaliyet gösteriyor. AA

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ
DİĞER HABERLER