Anasayfa >

Diğer Haberler >

ABD-İngiltere-Beyoğlu hattında paylaşılamayan daire!

ABD-İngiltere-Beyoğlu hattında paylaşılamayan daire!

04 Mayıs 2015 Pazartesi, 10:21:22
ABD-İngiltere-Beyoğlu hattında paylaşılamayan daire!
İstanbul Beyoğlu'nda uzun yıllar önce Gayrimüslim çift Yanoş-Sirvant Markoviç çifti tarafından sahipsiz bırakılan ve 14 yıldır Gümüşsuyu muhtarlık olarak kullanılan daire , varislerin ortaya çıkmasıyla davalık oldu.

Eski olmasına rağmen konumu itibariyle değeri 1 milyon TL'yi bulduğu belirtilen dairenin kendisine ait olduğunu söyleyen Sirvant Markoviç'in ilk eşinden olan Amerikan vatandaşı kızı Alice Boronkay, muhtar Çiğdem Nalbantoğlu'ndan geriye dönük 90 bin TL kira istedi. Nalbantoğlu, dairenin dörtte birine sahip olan Yanos Markoviç'in, İngiltere'de outran kardeşi Paula Sachs'a ulaşmak için harekete geçti. Bu arada daire, Boronkay tarafından üçüncü bir kişiye satıldı.

 

 

1971 yılında Beyoğlu Gümüşsuyu Caddesi Sağlık Apartmanındaki daireyi satın alan Macar asıllı Yanoş Markoviç, uzun yıllar Türkiye'de ticaretle uğraştı. Ermeni asıllı eşi Sirvant Markoviç'I 1990'da kaybeden Yanoş Markoviç, 1997'de öldü.

Çocukları bulunmayan ailenin dairesi atıl hale geldi ve sahipsiz kaldı. Gümüşsuyu Muhtarı Çiğdem Nalbantoğlu, mahallelinin şikayeti üzerine Beyoğlu Kaymakamlığı'na başvurdu. Kaymakamlığın sözlü oluru ile daire muhtarlık olarak kullanılmaya başlandı.

 

BORONKAY MİRASÇI OLDU

2013 yılına kadar hiçbir sorun çıkmadı. Gayrimüslümlerin mallarıyla ilgili hukuki işlem yürüten bir emlak firması, Sirvant Markoviç'in ilk eşinden olan kızının ABD'de yaşadığını öğrenince harekete geçti. ABD'ye giden şirket yetkilileri, Markoviç'in kızı Alice Boronkay ile görüşerek, Gümüşsuyu'ndaki daire hakkında bilgi verdi. Boronkay'dan vekalet alan şirket yetkiileri, İstanbul 5. Sulh Ceza Mahkemesine mirasçılık belgesi istemi ile dava açtı. Bir şahit de gösterilen dava da mahkeme miras hakkının tamamını Boronkay'a bıraktı.

 

MUHTAR VE KAYMAKAMLIĞA İŞGAL DAVASI

Emlak şirketi, daireyi Alice Boronkay'dan satın alarak farklı bir isme sattı. Alice Boronkay, 2001 yılından beri daireyi Gümüşsuyu Mahalle Muhtarlığı olarak kullanan Çiğdem Nalbantoğlu ve Beyoğlu Kaymakamlığı hakkında "haksız işgal" davası açtı. Boronkay, son 5 yıl için Nalbantoğlu'ndan geriye dönük 90 bin TL kira bedeli istedi.

Dava dilekçesinde, "Çiğdem Nalbantoğlu kötü niyetlidir. Yıllardır muhtarlık binası olarak kullandığı taşınmazın kime ait olduğunu bilmemesi hayatın doğal akışına aykırıdır. Burada kamu hizmeti yürütülmektedir. Bu nedenle daha dikkatli ve özenli davranması gerekirdi" denildi."

 

"İŞGALİ ÖNLEMEK İÇİN MUHTARLIK YAPTIK"

Çiğdem Nalbantoğlu ise avukatı aracılığıyla İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dilekçede şunları kaydetti: "Mahalle sakinleri Gümüşsuyu Muhtarlığına başvurarak bu taşınmazın kapısının kırık ve açık olduğunu, kimliği bilinmeyen kişiler tarafından işgal edilmeye çalışıldığını bildirmişlerdir. Bunun üzerine durumu bildirdiğimiz Kaymakamlığın sözlü önerisiyle, işgali önlemek için harabe halde olan taşınmazı çok yüksek bir bedel ödeyerek onarttık. Bina, kamu hizmeti vermek için kullanılmıştır. Sahibi bulunsaydı, boşaltılıp teslim edilecekti. Ancak kimseye ulaşılamamıştır. Davacının 10 yıl sonra birdenbire ortaya çıkarak, ihtarda bulunmadan bedel istemesi, iyi niyetten uzaktır."

Dilekçede, tapuda yapılan işlemlerin mahkemece araştırılması da istendi.

 

İNGİLTERE'DEKİ MİRASÇI ARANIYOR

Halen dairede muhtarlık faaliyetlerini sürdüren Çiğdem Nalbantoğlu, mirasta dörtte bir oranında hakkı bulunan Yanoş Markoviç'in kız kardeşi Paula Sachs'ya ulaşabilmek için harekete geçti. Nalbantoğlu, İngiltere'deki Türk Büyükelçiliği'ne yazı göndererek Sashs'ye ulaşılmasını istedi.

 

 

"GAYRİMÜSLÜMLERİN MALLARI RANTA DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR"

 

Gayrimüslümlerin mallarıyla ilgili birçok davaya bakan Avukat Sebu Aslangil, bu malların bazı emlak şirketlerince ranta dönüştürüldüğünü belirterek şunları söyledi:

"Özellikle Beyoğlu bölgesinde, 1964 yıllarında Rum asıllı vatandaşların göç etmesiyle birlikte birçok gayrimenkul sahipsiz kaldı. Kimi taşınmazlara el konuldu. Bazı taşınmazlar, hile yoluyla Türkiye'de yaşayanlar tarafından alındı. Türkiye'de taşınmazları olan çoğu Gayrimüslim bir şey elde edemeyeceklerini düşünerek, dava açmıyorlar. Bazı gayrimenkul şirketleri de bunu fırsat bilip ranta dönüştürüyorlar. Sahipsiz kalan gayrimenkulleri tespit edip, dünyanın neresinde olursa olsun sahiplerini buluyorlar. Örneğin bu kişiyi ABD'de tespit ettiklerinde orada da çalıştıkları kişiler var. Onların adına bu taşınmazı almak için dava açıyorlar. Kazandıklarında da gayrimenkulü sahibinden satın alabiliyorlar. 1 koyup 5 kazanıyorlar. Bu durum asıl hak sahibine bir fayda sağlamıyor. Hak sahipleri de örneğin bir milyon TL'lik bir taşınmazda ceplerine 100 bin TL girse kar sayıyorlar. Her defasında müvekkillerimizi bunlara karşı uyarıyoruz. Halbuki Türkiye'ye gelip bir avukatla anlaşsalar, taş çatlasa avukatın alacağı en fazla yüzde 25."

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ
DİĞER HABERLER