Anasayfa >

Diğer Haberler >

İstanbul’daki konut fiyat artışı ekonomiyi etkileyecek mi?

İstanbul’daki konut fiyat artışı ekonomiyi etkileyecek mi?

30 Nisan 2015 Perşembe, 15:19:22
İstanbul’daki konut fiyat artışı ekonomiyi etkileyecek mi?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, İstanbul’daki konut fiyat artışıyla ilgili açıklamalarda bulundu…

Bir gazetecinin, "banka genel müdürlerinin, genelde demeçlerine yansımasa da 'yıl sonu hesaplarının alt üst olduğu' konusunda bazı eleştiriler yaptığını" belirterek, bankalardan zorunlu karşılıklarına faiz ödemek dışında talep gelip gelmediğine yönelik sorusu üzerine Başçı, bankacılara sorulduğunda her zaman kolaylaştırıcı tedbir isteyeceklerini belirtti.

 

 

 

Başçı, "Her zaman olduğu gibi 'aracılık maliyetlerimiz yüksek' şeklinde yakınmalar var. Zorunlu karşılıklara faiz ödemesini sıfıra indirdiğimiz dönemler genelde ekonominin güçlü olduğu ama portföy akımlarının da çok kuvvetli olduğu dönemlerdi. O dönemde biz politika bileşimi olarak nispeten TL faizler ve diğer tarafta oldukça sıkı sektör politikası izlemeye başlamıştık. Şimdi orada epeyce bir marjımız var. Sıkı finansal sektör politikasında Merkez Bankası'nın da marjı var diğer kurumların da olabilir. Burada kullanılabilecek alan, makro ihtiyati alanda destekleyici yönde olabilir eğer ihtiyaç görürsek, ama şu anda aşırı ihtiyaç görmüyoruz" diye konuştu.

 

 

 

Başçı, gerektiğinde adım atabilecekleri, sistemin arkasında oldukları ve destekleyebilecekleri mesajı verdiklerini ifade ederek, kredilerin büyüme hızının çok da zayıf sayılmadığını, zaman zaman bankacılarla bir araya geldiklerini söyledi.

 

 

 

Konuşmasında bahsettiği "ılımlı politika tepkisinin" ne olduğunun sorulması üzerine Başçı, soruyu kurul üyelerine ve birimlere saygı açısından cevaplamayacağını belirterek, "Bunu genel bir prensip olarak söyledim. Eğer bir politika tepkisi vermek gerekiyorsa elbette Merkez Bankası genel olarak verebilir. Bunun nasıl olacağını da kurulda tartışmamız gerekir. Politika tepkisi almak gerekirse alınır. Göstergelerin hepsine birden bakmak gerekir" dedi.

 

 

 

Başçı, şubattan sonra Türkiye'de nispi miktarda zayıflama bulunduğunun doğru olduğunu aktararak, şunları dile getirdi:

 

 

 

"Ama çok aşırı değil. Mart yerel seçimlerinin öncesine bakın o döneme kıyasla çok aşırı değil. Brezilya bizden daha fazla bozulmuştu. Petrol fiyatları şubat ayından bu yana 40-50'ler seviyesinden 60'lara kadar geldi. Türkiye emtia ithal eden bir ülke olduğu için o fiyatlandı. Onun dışında maliye politikasıyla ilgili bir miktar tartışma oldu ki biz bunu sağlıklı görüyoruz. Seçim öncesinde bunun tartışılması iyi bir şey. Ama maliye politikası açısından 'acaba gevşeme olacak mı?' diye bir işaret de vermiş oldu, belki bunun bir etkisi olmuş olabilir. Bir de para politikası eğer gereken kararları alacak mı, alamayacak mı? Bir miktar etki yapmış olabilir. Para politikasıyla ilgili hiçbir sorun yok gereken ne ise onu kurul olarak yapabiliyoruz. Maliye politikası konusunda da sorun olmayacaktır."

 

 

 

 

 

İstanbul'daki konut fiyatları artışı

Konut fiyatlarındaki artışın finansal risk haline gelip gelmediğine yönelik soru üzerine Başçı, "Konutta satışlar iyi, taşıtta da üretim ve satış fena değil. Konut çok güçlü ve İstanbul... Ankara'da ve İzmir'de reel artış yok. İstanbul'a has, konut fiyatlarında ciddi reel artış var. Bunu kamuoyu takip ediyor. Genel anlamda makro risk oluşturacağını zannetmiyorum. Konut kredilerinin gayrisafi hasılaya oranı hala düşük. Finansal sektör açısından ciddi problem görünmüyor ama artış dikkat çekici" değerlendirmesinde bulundu.

 

 

 

Net hata noksanın şubat ayında yüksek gelmesine ilişkin soru üzerine Başçı, 4-5 ay sonra istatistik biriminin aşağı yönlü revize ettiğinde haber olmayacağını belirterek, "5-6 ay sonra o aşağı yönlü revize olmazsa o zaman sorarsınız. Çünkü Türkiye'deki yerleşiklerin yurt dışı mevduatlarını BIS kuruluşunun verilerinden izliyoruz o da 4-5 ay gecikmeli geliyor. Onlar mevduatlarını aşağı çekip kısa vadeli dış borçlarını azalttılarsa biz bunu 4-5 ay sonra görüyoruz" dedi.

 

 

 

Başçı, Türk Lirası zayıfladığında yerleşiklerin genelde satışa geçtiğini, yurt dışında mevduatı olanların bir kısmının da satıp Türk Lirası'na geçtiğini anlatarak, aslında bunun son 12 ayda çok normale yaklaştığını söyledi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hesabımızı kitabımızı yaptık

Reel ücretlerdeki artışa yönelik soru üzerine Başçı, birim işgücü maliyeti diye bir göstergenin bulunduğunu, orada verimlilik artışı çok kuvvetli değilken reel ücret artışları kuvvetliyse o endeksi mutlaka etkilediğini belirterek, "Asgari ücretin enflasyonun üzerinde artırılması bütün ücretleri aynı mertebede artırmamış olabilir ama yine de toplam faktör verimliliğiyle karşılaştırıldığında bu bir miktar enflasyon açısından zorluk olabilir. Bizim gerek önümüzdeki dönem için beklenen enflasyonlar gerek mevcut enflasyon açısından bakıldığında yüzde 10,75 civarındaki kısa vadeli faiz oranı, Taylor Kuralına göre yeterince sıkı mı ona göre bakıyoruz, şu anda yeterince sıkı. Şartlar değişirse sıkı mıyız diye bakabiliriz" ifadelerini kullandı.

 

 

 

Erdem Başçı, günlük döviz kurundaki hareketlenmelere "Merkez ne yapacak?" gibi bir duygu içine girilmemesi gerektiğini ifade ederek, ayda bir defa toplanıp bunun orta ve uzun vadede enflasyon üzerine nasıl etki yapacağının incelenmesi gerektiğini söyledi.

 

 

 

"Döviz rezervlerimizi kaybetmeden kullanma yolunda hesabımız kitabımız var kimse endişe etmesin" diyen Başçı, "Kamuda geçici bir ihtiyaç vardı. Doğalgaz fiyatları gecikmeli olarak yansıyordu. Mayıstan itibaren benim anladığım kadarıyla BOTAŞ'ın alımlarında kayda değer düşüş olacak. Bu kanaldan döviz talebinde azalma olacak. Hesabımızı kitabımızı yaptık. Kısa vadeli dış borcu da aşağı çekebilirsek mevcut rezerv seviyesi yeterli görünecektir" şeklinde konuştu.

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ
DİĞER HABERLER